Hayatta Kalma Korkusu

17 Mayıs 2020 ile admin

Hayat, bilinmezliktir ve bilinmezliğin içinde çoğu kez kendimizi, hayatımızı, sağlığımızı, geleceğimizi risk altında hissedebiliriz. Fakat bu his ve içsel bilgi, aslında temel duygu olarak, çocukluktan ve ata köklerden gelen, ataların yaşanmışlıklarından aktarım olarak alıp, sahip çıktığımız negatif blokajlardır. Hayat, düz ve önceden her şeyini bilerek devam ettiğimiz bir yolculuk değildir. Ama yaşam deneyimlerimizden edindiğimiz bilgi ve tecrübeler ile içsel ya da düşünsel öngörümüz ile kendi olanaklarımıza göre daha tedbirli ve dikkatli gidebildiğimiz dengede bir alandır. Bu dikkat ve tedbirin içinde büyük endişe kaygı ve korku barınıyorsa, tedbir ve dikkat den daha çok panik, huzursuzluk, düşüncelerde karmaşa yaşarız. Düşüncelerin karmaşası zihnimizi ve bedenimizi yorduğu gibi daha akılcı daha evrensel ve büyük pencereden pratik düşünmemizi de engeller. Panik ve korku ile hatta kaybetme korkusu ile bilgisayarınızdan doğru ya da yanlış, gerekli ya da gereksiz hiçbir bilgiyi silmeden çalıştığınızı hayal edin. Bir süre sonra bilgisayar sizin yeterli performans ile daha hızlı ve pratik çalışmanızı engelleyecektir. Korkunun her çeşidi de sizin zihninizde her şeyi tutacak, gereksiz yere düşündürecek ve sizde bu zihin ile anda beliren negatif bir olayı çözme ya da olumlu düşünme yetinizi kaybedeceksiniz. Günümüzde de, çok geçmişlerde de insanlığın hayatta kalma korkusunu tetikleyen virüsler, elbet bir kısım zararlar vererek aramızdan ayrılacaktır. Zarar vereceği kesin ve bu zarar ile mücadele edeceğimiz ve sabır göstereceğimizde kesin ama bu virüsün giderken, bilincimize ve bedenimize korku tohumu bırakmasına izin vermeyelim.

Psk. Gülay Ertürk