Cinsel Kimlikte Yönlendirme

10 Mayıs 2020 ile admin

Çocuklar büyüdükçe, özellikle ergenlik döneminde milli ve dini kimliklerinin farkına varırlar. Kendilerini Türk, Kürt, Alman ya da İngiliz
olarak tanımlamayabilirler. Yine bu dönemde bir dini kimlik edinebilirler.
Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist vb. Ergenlik dönemindeki bir
çocuk aşk, iş ve dünya görüşü anlamında çeşitli kimlik denemeleri
içinde bulunur ve bu yolla “Ben kimim?”sorusunu cevaplandırmaya
çalışır. Birey büyüdükçe kimlikler de artar. İlerleyen yaşlarda her birimiz
mesleki kimlik ediniriz. Örneğin, doktor, mühendis, avukat, marangoz,
berber ya da ev hanımı gibi. Evlenip çocuk sahibi olduğumuzda ise bir
anne ya da baba kimliğine sahip oluruz. Yaşımız ilerledikçe
kimliklerimize yenileri eklenir, kimi kimliklerimiz değişir, kimileri de
kaybolur.
Çocuklarda cinsel kimlik gelişiminin bazı evrelerden geçtiği
belirtilmektedir. İlk evrede çocuklar kendilerinin ve başkalarının
cinsiyetlerini tanımlamayı öğrenmektedirler. İkinci evrede cinsiyetin
zaman içinde değişmediğini anlarlar. Üçüncü evrede ise cinsiyetin
görüntüde değiştirilmesiyle ya da yüzeysel değişikliklerle
değişmeyeceğini öğrenmektedirler.
Cinsel kimliğin ana belirleyicilerinden birisi biyolojik yapımızdır.
Doğuştan sahip olduğumuz cinsel organımız cinsel kimliğimizi
belirlemede önemlidir. Ancak cinsiyetimiz, cinsel kimliğimizin tek
belirleyicisi değildir. Eğer doğru çevresel faktörler, anne-babanın doğru
rehberliği olmazsa, çocuklar kendi cinsiyetine uygun olmayan bir cinsel
kimlik geliştirebilirler. Bir erkek kendini kız gibi hissedip kız gibi
davranmaya, bazen de kızlar kendilerini erkek gibi hissedip erkek gibi
davranmaya başlarlar. Bu durum kişinin kendi cinsiyetine uygun bir
cinsel kimlik geliştiremediğini gösterir.
Ve bu durum psikolojik olarak dikkate alınmalıdır. Çünkü kişinin biyolojik
Tasarımı ile üzerine inşa ettiği kimlik birbiri ile örtüşmemektedir ve bu
birey için zorlayıcı bir durumdur. Kişinin biyolojik cinsiyeti ile edindiği
cinsel kimlik örtüşmediğinde ortaya önceleri cinsel kimlik bozukluğu
olarak tanımlanan bir durum ortaya çıkmaktadır. Yeni çalışmalarda
‘cinsel kimlik bozukluğu’yerine’cinsel kimliğinden hoşnut olmama’ibaresi
kullanılmaktadır.
1-Karşı cinsten olmayı çok isteme ya da karşı cinsten olduğu
konusunda diretme.
2-Erkeklerde, karşı cinsin giysilerini giymek isteme ya da kadınsı giyime
ileri derecede öykünme vardır; kızlarda, yalnızca erkek giysilerini
giymek isteme, kadınsı giysiler giymeme konusunda çok diretme vardır.3-İmgesel ve düşlemsel oyunlarda karşı cinsin yerine geçmeyi çok ister.
4-Genelde karşı cinsin oynadığı oyuncakları, oyunları ya da etkinlikleri
oynamayı çok ister.(Oyuncaklar cinsiyetsizdir.Sağlıklı cinsel kimlik
gelişimi için çocukların karşıt cinsin oyuncaklarına da sahip olmaları
gerekmektedir. Burada söz edilen karşıt cinsin oyuncakları ile yoğun ve
uzun süreli oyunlardır.)
5-Oyun arkadaşlarını karşı cinsten seçmeyi çok ister.
6-Erkeklerde, erkeksi oyuncaklara, oyunlara ve etkinliklere karşı çıkma
ve itiş-kakış oyunlardan belirgin kaçınma vardır; kızlarda, kızların
oynadığı oyuncaklara, oyunlara ve etkinliklere belirgin karşı çıkma
vardır.
7-Cinsel anatomisinden hiç hoşlanmama
8-Kişinin yaşadığı cinsel kimlikle eşleşen birincil ve/veya ikincil cinsel
özellikleri çok isteme.
Cinsel kimlik oluşumu her şey yolunda gittiği takdirde, yani biyolojik yapı
üzerine sağlıklı özdeşim kaynakları ve çevre koşulları sağlandığında
normal olarak kazanılan bir süreçtir. Fakat genetik aktarım, biyolojik
yatkınlık, ilk çocukluk yıllarında yaşanan yanlış özdeşim, anne babanın
tutum ve davranışları ile kendi kimlik algılarındaki sorunlar, babanın
etkisiz ve ilgisiz oluşu ya da özdeşim kurulmayacak kadar olumsuz bir
örnek olması, annenin aşırı koruyucu ve dominant bir yapısı olması,
özellikle cinsel travmalar cinsel kimlik sorunlarının yaşanmasına sebep
olabilmektedir.
Cinsel kimlik sorunu yaşayan çocukların anneleri ile yapılan
çalışmalarda annelerin psikopatoloji oranları çok yüksek bulunmaktadır.
Bir çalışmada Cinsel Kimlik Bozukluğu tanısı konan erkek çocukların
annelerinde %53 oranında depresyon ya da sınır kişilik bozukluğu
saptanmıştır. Öte yandan babaların genellikle ilgisiz ve uzak ya da
saldırgan oldukları görülmektedir.
Bir çocuğun kendi cinsiyetinin dışında bir cinsel kimlik geliştirmesi sıra
dışı bir durumdur. Bu durum dikkatle ele alınmalı çocuğun cinsel
kimliğinin neden saptığı incelenmelidir. Gerektiğinde uzmanlardan
yardım alınıp çocuğun kendi cinsiyetine uygun bir cinsel kimlik
geliştirmesi için çocuk desteklenmelidir.
Bu noktada en çok yapılan hata çocuğun karşıt cins oyun ve
oyuncaklarına yöneldiği için suçlanması, ”Onlar kız/erkek oyuncakları,
sen kız mısın/erkek misin ki onlarla oynuyorsun”şeklinde çocuğun küçük
düşürülmesidir. Bu durum çocukta cinsel kimlik sorununu derinleştirir.
Halbuki çocuk cinsel kimliğini seçmez. Yukarıda değindiğimiz gibi bazen
biyolojik nedenlerle, bazen psikolojik yaşantılar, bazen de sosyal
çevreden kaynaklı durumlarla cinsel kimliğini şekillendirir. Burada ailenin yapması gereken çocukla kişisel bir mücadele içine girmek değil
en yakın zamanda bir psikologla iletişime geçmek gerekir.